19 Şubat 2009 Perşembe

Rogerio Ceni ve Depreşen Anılar

Geçen hafta oynanan Sao Paolo - Bragantino maçının hemen başında yediği hatalı bir gol üzerine şok olup hüngür hüngür ağlayan bir kaleci izledik. Rogerio Ceni, hani kariyeri boyunca Ahmet Dursun'dan daha fazla gol atmış olan Güney Amerikalı çılgın kaleci.
Kronikleşmiş Volkan Demirel golü yemiş olsa kendisine bir nebze de olsa hak vereceğim ama çok da berbat bir gol yememiş esasında. Yediği gol sonrası da yaşadığı mental çöküş yaşaması ve 12. dakikada oyundan kendi isteği ile çıkması çok enteresan. Ya gururuna dokundu ya da tekrardan konsantrasyonunu toparlayamadı ve maça devam etmedi. Evet, bariz bir şekilde abarttı ama sahalarda nadir görülebilen, prosfesyonelliğe (!) sığmayacak kadar samimi bir hareket. Saygıyı hakeden cinsten.

video

Videoyu izledikten sonra aklıma ister istemez yıllar evvel oynanan Leeds United - Beşiktaş maçı geldi. Barcelona'ya İnönü'de 3 attığımız haftanın ardından Elland Road'da 6 gol yemiştik. (Ne kadar da Beşiktaşlı bir tablo ama!) Kalede Ike Shorunmu vardı. Refleksleri iyi, oyun okuması zayıf, sevimli, ortalama bir kaleciydi. O maçta, yediği 5. golden sonra -ki o ana kadar gollerin çoğunu hatalı yemişti- topu filelerden çıkarırken yüzünde bir gülümse belirdi bu adamın akabinde de 32 dişini görme şerefine nail olduk. Bizler, sahadaki kimi futbolcular utançtan, sinirden kıpkırmızı bir haldeyken; Pascal Nouma sahadaki ruhsuzluğa isyanını Miles'ın saldırarak gösterirken, bizim sevimli kalecimiz gülüyordu. Kim bilir, belki o gülüş ironik bir tavırdı ya da sinir gösterisiydi, bilemiyorum. Ama çok itici ve sinir bozucu olduğu kesindi.

Hatalı gol yemek demişken, Zalad'ı anmadan geçmek olmaz. Hani Ankaragücü'nde oynarken, 1992-93 sezonunun son haftasında averaj hesaplarına kalan iki takım Beşiktaş ve Galatasaray arasındaki şampiyonluk düğümünü çözen haysiyet sahibi kaleci! Ama bir saniye! 35 dakikada yediği 5 hatalı gol sonrasında ilk devre sonunda o da sahayı terk etmiş miydi! Yoksa tiyatral yeteneksizliği yüzünden oyundan mı alınmıştı? Hmm...


Alın size endüstriyel futbol manzaraları. Bir tarafta ender de olsa görülen amatör ruh ve onun futbol sahasına çok yakışan yansıması beri tarafta da profesyonelliğin getirileri ve paranın kudreti!



(Bahsi Beşiktaşlı kalecilerden açmışken Oscar Cordoba'ya değinmeden bitirmeyelim. Boca'da efsaneleşip Beşiktaş'a gelen ve adını Beşiktaş tarihine yazdıran, ligimize gelmiş en kaliteli futbolculardan, 100. yıl başarısının mimarlarından. Ve tüm bu başarılı yılların üstüne; başarısızlıklarını her zaman olduğu gibi t.direktör, futbolcu, hakem, federasyon, taraftar zafiyetine endeksleyen basiret yoksunu yönetimin, onu bir kalemde çizip takımından göndermesi hem de bok atarak... Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki, kulüp tarihinin en iyi kalecisi iftiralar sonucu Beşiktaş'tan rahatlıkla kopartılıyor, Zalad ile bir tutuluyor! Pes! Şu adama yapılan vefasızlığı düşündükçe hala içim eziliyor yemin ederim.)

Hiç yorum yok: